Esselamu aleyküm
Bu yazıda biraz farklı bir düşünce yöntemi kullanacağım. Metafiziksel yani dini açıklamalardan ve kozmolojik teorilerden şimdilik uzak durup bildiğim ve gördüğüm şeylere dayanarak hareket edeceğim.
Bu uyarıyı dinlediyseniz şimdi konuya dalabiliriz…
—————
Biz canlılar dünyaya geldiysek, dünya neye geldi?
Bu sorunun -az önce uzak duracağım dediğim- hazır cevaplarına baktığım zaman çok ilginç bir şekilde farklı fikirlerle karşılaşıyorum. Yani insanlar cidden yaşadıkları yerin mahiyeti hakkında hala hemfikir değiller mi?
Biri dünya uzayda dönen bir küredir diyor, diğer uzaydadır ama dönmez diyor, biri uzaydadır ama düzdür diyor, diğeri uzayda değildir ve düzdür diyor, ve böyle devam ediyor…
Ben de dediğim gibi onlardan bağımsız olup kendi emin olduğum şeyler üzerinden çıkarım yapacağım
—————
Şimdi mantığın en sevmediği şey çelişkidir. Mantıkta çelişkili şeyler ise gerçekte var olamaz.
Mesela üç kenarlı bir üçgen var olabilir, ama dört kenarlı bir üçgen olamaz. O bir kenar eklenirse de adı üçgen olmaz. Buna benzer birkaç temel bilgi daha verip konuya dalacağım…
Şimdi bir şeyin varlığı mantıkta çelişkili değilse, ona mümkün varlık denir. Ama yanlış anlaşılmasın, sırf mümkün olduğu için gerçekten var olmak zorunda değil. Demirden bir kuş yapmadan önceki halimizi düşünün…
O şeyin yokluğu da mantıkta çelişkili değilse mümkün denir.
Peki neden aynı şeyi tersten söyledim?..
Çünkü birazdan söyleyeceklerime zemin hazırlamak için. Az önce kurduğum cümlelerin zıt hallerine bakalım… anlarsınız
Ya bir şeyin varlığı ya da yokluğu mantıkta çelişkiliyse?..
Kısa cevap: O şeyin varlığı mantıkta çelişkili ise imkansız denir. Az önceki dört kenarlı üçgen gibi. Yokluğu mantıkta çelişkiliyse de zorunlu varlık denir. Yani Allah gibi. Ama sıkıntı asıl bundan sonra doğuyor.
Ben dünyaya baktığımda… neden her zaman buradaymış gibi hissediyorum?...
—————
Dünyada üzerindeki mümkün varlıkların yoklukları mantıksız gelmiyor bana. Yaşayarak şahid te olduğum için herhalde. Mesela şu ağacın olmadığı bir dünya mantıksız gelmiyor bana. Ya da oradaki binanın olmadığı bir dünya da… Hatta bütün şehirlerin, ormanların, dağların ve denizlerin bugünkü hâllerinde olmadığı bir dünya da aynı şekilde… Çünkü dünyada gördüğüm herşey dünyada var olup yok oluyor. Ama olmayan bir dünyayı düşünemiyorum…
—————
Buraya kadar olan çıkarımım: dünyanın üzerindeki her şeyden daha eski olmasıdır. Ama yokluğunu düşünemem onun zorunlu var olduğunu göstermesi lazım değil mi? haşa… Yani burdan ezelilik kavramından bahsetmemiz gerekmez mi? haşa ve kella…
Cevabı vermeden önce birkaç şey daha eklemek istiyorum:
Dediğim gibi hepimizin dünyaya geldiğine göre dünyanın evimiz olması lazım, ev olmadan ev sahipliği de olmaz, ama gene de başka bir evden gelme ihtimalimiz de var. O yüzden şimdilik kimin daha önce geldiğini kesin olarak söyleyemem. Ama kesinlikle diyebilirim ki cesedimizin atomları bu evrene ait olsa da… sadece maddeden oluşmuş olamayız. Canlılık sadece maddeden gelemez çünkü…
Bir tayfa milyarlarca yıl önce kimyasal tepkimelerden tesadüfen ortaya çıkan tek hücreli bir canlıdan türediğimizi savunuyor ama… iddialarına itibar edilmez. Çünkü bir şeyin yanlışlıkla olabileceğini inandırmalarıysa amaç, önce bunun bilerek yapılabileceğini kanıtlamaları lazım.
Çünkü bir şeyi bilerek yapmak, tesadüfen olmasından daha kolay olması lazım… değil mi? Ama onlar ulaştığımız bu imkanlara rağmen yapmamış veya yapamamışlarsa benden inanmamı beklemesinler.
O yüzden tesadüfen olduğumuzu kanıtlamadan önce onların bir canlı hücre yapabildiklerini kanıtlamaları lazım…
—————
Şimdi burayı toparlarsak:
Biz canlılar dünyaya ait değiliz, dünyadaki maddelerden var olmuş olsak ta. Ama şunu da söylemeden geçemicem, maddi tarafımız yaratıldığımız yer arasında garip bir uyumluluk söz konusu. Hatta diğer canlılar da kendi aralarında uyumludur.
Mesela ekosistemde bir canlı türü diğerinden çok ya da az olduğunda, diğer katmanlardakiler de etkileniyor.
Extrem bir örnek düşünelim:
Bir tür tamamen yok oldu diyelim, onu yiyen katman da bundan ciddi şekilde etkilenir, onu yiyen bir üst katman da etkilenir falan…
Yani bu canlıların bugüne kadar birlikte gelebilmeleri için, birbirleriyle bağlantılı olan bu katmanların geçmişten beri garip bir şekilde birlikte var olmuş olmaları gerekiyor…
—————
Şimdi dünya ezeli midir sorusuna gelirsek cevabı tabiki hayır. Çünkü dünya bizden daha eski olsa da, olmasa da bizden daha acizdir…
Biz dünyanın kaynaklarını istediğimiz şekilde kullanabiliyoruz.Doğaya da müdahale edebiliyoruz. Dağları kazıyoruz. Nehirlerin yönünü değiştiriyoruz. Ormanları yok ediyoruz. Şehirler kuruyoruz. Dünyanın kendi başına engelleyemediği değişiklikler meydana getiriyoruz…
Yanlış anlamayın, ben yapılan zararlarla övünmüyorum, Gerçek oldukları için bunları delil olarak sunuyorum.
Şimdi burayı da toparlayalım:
Dünya bizden önce var olmuş olabilir de… olmayabilir de… Ama bizden daha kudretli değil.
Neden bütün canlılar arasından insanlarla karşılaştırmayı seçtim?
Çünkü biz diğer tüm canlılardan daha kudretliyiz… ve buna rağmen ezeli değiliz. Bizden daha aciz olan dünyanın ezeli olması mantıklı mı?
O zaman…
Sorumun cevabına ulaştım, değil mi?
Hayır.
Ben sadece dünyanın ezeli olmadığını, dolayısıyla maddeyi ve evreni de dahil ederek ezeli olmadıklarını kanıtladım. Yanlış anlaşılmasın, evrene de zarar verebildiğimiz için dahil etmedim, evren de dünyayla madde olma konusunda ortak oldukları için ekledim. Ama dünyanın ve içinde bulunduğu evrenin mahiyetini ve keyfiyetini açıklamadım… henüz.
Ahhh dünya ile bir kafede oturup "Sen nasıl geldin buraya kardeşim?" diye o kadar sorasım var ki… Ama maalesef dünya konuşmuyor. Neyse o zaman, artık bunu başka bir yazıda tartışırım.
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!