geleneğe göre, sufilik, peygambere dayanır. onun ümmiliği, "de ki, 'ey nas/ahali!..' siz de allah'a ve onun sözlerine inanan ümmi peygamberine inanın [öyle biliyoruz, ama, gerçekten ümmi mi idi peygamber?!]." kimi ciddî araştırmacılara göre "meryem'in bekaretine koşut" olmaktadır. tanrısal kelama, "lekelenmemiş" bir kap/kılıf gerek; entellektüel bilgi ile kirlenmemiş bir kap..."
dikkat ederseniz, bilim insanı olmak, iyi bir mümin olmak ya da yetiştirmek anlamına gelemez; sorgulamayan akıldan bilim insanı çıkmaz. bugün üniversitdlerde, okullarda, bürokraside ve siyasette mutlak itaat isteniyor.
Notlar
atatürk'le ve kişiliğiyle ilgili, emniyet üst düzey bürokratı olan i.sabri çağlayangil'in anılarında, dersim isyanı lideri seyit rıza'nın idamıyla ilgili düşülen anekdotta; "atatürk, diyarbakır'dan Elazığ'a gelmeden bir an önce seyit rızanın idamını gerçekleştirmek istiyorduk; çünkü, imamdan önce gelirse idam işi kalırdı.o nedenle seyit rıza'yı ve oğlunu idam ettik." dedikten sonra, basına verilmesi kararlaştırılan idam fotolarını, yayınlanmadan atayürk'ün konuya elkoydığunu ve idamın forografını görünce rahatsızlık duyduğunu; kısaca, bu gibi durumları hiç hoş karşılamayan "demokrat" bir kişiliğe sahip olduğunu not etmiştir.atayürk, savaş anında acımasız, ama, barış koşullarında merhametli idi.
cumhuriyet dönemi tarih yazıcılığında ciddi bir mesele: ali şükrü beyi, osman ağa değil, ama, onun iki adamı, bilinemez bir cihet tarafından yönlendirilerek ali şükrü bey katledilir. ali şükrü bey, mustafa kemal paşa muhalifi, tbmm'de her konu ve durumda çok ciddi tepki koyan ve özellikle hilafet yanlısı ve cumhuriyet karşıtı cephenin önemli figürlerindendi.batum'a gider, sıklıkla enver paşa ile görüşür, enver paşadan mali destek alır, onun ve onun gölgesindeki ittihatçı-halifeciliğin temsilcisiydi. kuvayi milliyecilerle hilafet yanlısı vatanseverlerin son kertede hesaplaşmasıydı. kapsamlı bilgi için bkz., süleyman beyoğlu'nun, topal osman ağa, başlıklı kitabı.konuyla ilgili en son incelemelerden...
feto'cular, devlete ortaklık istemişti; süleymancılar da. pekaka'nın çok uzun süredir, en az feto örgütüyle at-başı talepleri olmuştu; devlet, 15 temmuz'da, "devlet, ancak ve yalnızca, benim" diyerek bu yasadışı eşkıya takımını oyundan düşürdü. şimdi ise pekaka, eloğlu'na/yabancılara güvenip, içerideki devlet adamsı varlıklara kafa tutarak, benzer biçimde, devlete ortaklık dayatıyorlar; oysa bizde devlet, ortaklık dayatanları "tedip ve imha" tekniğiyle yoluna devam ediyor.imparayorluktan cumhuriyete bu ezeli ve ebedi kural hiç değişmedi: sokma akılla giden, ancak, dokuz adım gidebilirmiş; demedi demeyin...
fahrettin altay paşa, "10 yıllık savaş ve sonrası" başlıklı anı kitabında albay rütbesiyle 1920'de konya eşrafı için, 12. kolordu komutanı olarak gözlemlerini ve düşüncelerini kısaca şöyle özetler: "konya'da eşraftan hacı efendiler [hacca gitmiş olanlar] vardı; bunlar m kemal paşadan çok padişaha eğilimliydiler. sonunda ankara'dan albay refet'in de afyona gelmesiyle bu hacı efendiler,trenle bir biçimde ankara'ya götürülüp kemal paşayla tanıştırıldılar.konyalılar, mustafa kemal'de padişahın, sarayını ve ihtişamını aradılar.mustafa kemal paşa sade ve göstetişsiz yaşantısıyla konyalılar üzerinde etkili olmadı ki, delibaş isyanına katıldılar, çoğu yargılanarak infaz edildier: kimler ve neden?
osmanlı'da "beşik uleması," diye bir kavram vardı. cumhuriyet döneminde, bu betimleme yerini halka ve liyakate terketmişti ki, akape ile geri geldi. gelen beşik ulemalığı değildi; ama, yanaşmalıktı. bugün, "türkiye'de kim kimdir" sorusunu sorduğunuzda sağ ya da sol cephelerde siyaset ve bürokraside genelde aynı ailelerden gelen ve kilit noktaları tutan ailelerin çocukları oldukları görülür.tarikatları da bu anlamda değerlendirnek gerekir. bugün de, osmanlı'da uygulanan ve toprağını asla terkedemez mantığıyla planlanan uygulama, "raiyyet oğlu raiyyettir."/ işçisin sen işçi kal ayırımı, boğazdaki aşiret ve anafolu'daki imparatorluk dönemi "mütegallibeleri" eliyle sürdürülmektedir: islamcılık!?
cumhuriyet öncesi osmanlı'da resmi dil türkçe idi.93 harbi/1877-78 osmanlı-rus savaşı sonrası batılı devletler konsorsiyumu, berlin kongresinde aldıkları kararı osmanlı'ya dayatmaları sonucu, "hâkimiyet-i siyasiye!" algısının bir yansıması olarak "dıştan baskı içten isyan" kuşatması altında azınlık unsurların yaşadığı bölgelerde yarı-resmi bağımsızlığa giden yapılanmalara boyun zorunda kalarak ıslahat adı altında kapitülasyonların alanları genişletilmekteydi. kurtuluş savaşı ve lozan'la kapitülasyonlardan kurtulduk; ancak, özgür özel bile "anadilde eğitimi" programına aldığına göre; akape dönemi gibi davul türk halkında, tokmak abd'li çavuşların gözetiminde "besleme yanaşmalarda" isteniyor!?
1990'lı yıllarda neskafe ve kapuçino içerdim, yoğun çalışma koşulları altında. abartmıyorum, üç büyük fincan içerdim genellikle; ancak, 2000'li yıllarda içemez oldum, çünkü, tansiyonumun yükseldiğini farkettim ve artık, mekânlarda bile yalnızca türk kahvesi içiyorum. bu bilginin anlamı nedir; demem o ki, aromalı kahve hilâyemi paylaştığımda bir dost bana fısıldadı: tüm bu aromalı kahvelere meğer "mısır şurubu" katılmıyor muymuş. dikkatli olmak, araştırmak ve mekânlarda bu tür kahvelerden uzak durmak en doğru tutum olabilir.
"osmanlı saltanatı "som bürokrat/altın misali" iken, bürokrasi bile 'tam-arap ya da yar-araptır.' türkleşmiş hiç bir arap görnedikten başka, araplaşmamış türk'e neredeyse rastlayamazdınız. arap milliyetçisi olan şamlı azimzâdeler, konya'dan gelen kemik hüseyin torunları idi. haleb'in esas familyaları/başkıca aileleri türkkerdi. osmanlı imparatorluğu'nda 'itibar/saygınlık azınlık imtiyazı olduğu için!' türk unsuru da imtiyazsız olduğu için, herhangi bir müslüman azınlığın çocuğu olmak, türk olmaktan daha faydalı idi. bir kürt zaptiye çavuşunun kütüğünden gelen abdurrahman paşa, dedesi ve babası vergi çaldığı için zengin, araplaştığı için de ayan azası idi." f rıfkı atay, zeytindağı, s. 39.
partilerde ve siyasette vizyon sahibi insan pek gelmiyor. türkiye açısından söylüyorum; çünkü, bu kişiler ayırımsız görev adamı.verilen görevi hakkıyla yerine getiriyorlar.bir farkla ki, yaptıkları görevi verenlerde de vizyonerlik yok. türkiye liderlik yönünden, ülkeyi esenliğe ulaştırabilecek donanım ve karakterde, tbmm'iyle çalışıp başarabilecek halk ve devlet adamından, liderlikten yoksun bir hâlde ilerlemektedir.mustafa kemal'in karşısına çıkan ittihatçı muhalefet, en çok kurmaydı ve devlet adamıydılar.misyon sâhipleri vizyon sâhibine yenilmiştiler. türkiye'ye vizyoner lider gerek ve mâlesef kolay çıkmıyor. bop misyoncuları ile bu kadar, buraya kadar...
eski gn kurmay başkanları ve kimi aydınlar, tc'nin temeli lâiklik'tir açıklaması yaparlardı. üniversitelerde ve türk devrim tarihi enstitülerinde, laiklik üzerine neredeyse kasideler düzülür; keza, milliyetçilik üzerine de.konu neden önemlidir? siz hiç, askerî darbelerde, "devletçilik, yaşamsal derecede türkiye için önemlidir," diyen asker-sivil üst yöneticiye rastladınız mı?!cumhuriyet, kapsamını gözden geçirerek, imparatorluk'tan milliyetçilik, halkçılık ve devrimcilik ilkeleriyle cumhuriyetçilik, devletçilik, laiklik, türk devriminin sembolü oldu. bir şartla ki, milliyetçilik, halkçılık, devrimcilik, laiklik ve cumhuriyet; limanda devletçilik çıpa'sına bağlıdır: DEVLETÇİLİK; olmazsa olmaz
bop süreci tanzimat'ın en yoz uygulanma biçiminin tarihini yansıtır.osmanlı imparatorluğu'nun son evresinde ittihatçılar, batan devleti ayağa kaldırmak için iktidara geldiler.yalnızca cumhıriyet muhalifi izzet paşanın anıları bile ittihatçıların sultan hamit'e karşı hakkıını verir.1916'da ittihatçı fedai subaylardan binbaşı yakup cemil tutuklandığında, onu özgür kılmak için parti merkez komite üyesi z gökalp, liderlerden birinden serbest bırakılmasını ister."biraz burnu sürtülsün" cevabını alınca, gökalp bey, "özellikle burnu sürtülmesin; kahramanlara bunu yaparsanız, yarın ülkeye sahip çıkacak adam bulamazsınız." der.bop süreci ülkede adker-sivil kahraman bırakmadı; kalpazanlara yem etti.
bop süreci tanzimat'ın en yoz uygulanma biçiminin tarihini yansıtır.osmanlı imparatorluğu'nun son evresinde ittihatçılar, batan devleti ayağa kaldırmak için iktidara geldiler.yalnızca cumhıriyet muhalifi izzet paşanın anıları bile ittihatçıların sultan hamit'e karşı hakkıını verir.1916'da ittihatçı fedai subaylardan binbaşı yakup cemil tutuklandığında, onu özgür kılmak için parti merkez komite üyesi z gökalp, liderlerden birinden serbest bırakılmasını ister."biraz burnu sürtülsün" cevabını alınca, gökalp bey, "özellikle burnu sürtülmesin; kahramanlara bunu yaparsanız, yarın ülkeye sahip çıkacak adam bulamazsınız." der.bop süreci ülkede adker-sivil kahraman bırakmadı; kalpazanlara yem etti.
Kültür ve Anılar
siyasal ve tarihsel okumalarım bu yöndedir: anılar, insanın/bireyin en derin doğasının ve ihtiyaçlarının ürünüdür; keşke herkes, güç ve zahmetli bir iş olsa da yazabilse ve paylaşabilse...
sıkça kullandığımız kültür, kavramı ya da deyimi basit bir tanım değildir.aydın insan elbette kültürlü insan anlaşılmalıdır; ancak, köyde, kasabada ya da kentte, yoğurt mayalayan, bahçe bakımını bilen, sütten yoğurt ve peynir yapan kişi de kültürlü insandır.kültür, yalnızca maddi, yani, eşyalardan, insanlardan, davranış ve heyecanlardan ibaret değildir.bu tüm unsurların teşkilatlanmasıdır.bu şeyletin insanın aklında yer etmiş olduğu biçimleri, bunları bilinçli biçimde birbiriyle bağlamak ve özellikle bunları anlamlandırmak için düşünce ve modeller geliştirmektir.bu anlamda kültür, insanların birikim ve tecrübelerini düzenleyip, yorumlamak adına geliştirdikleri kavram ve modellerdir
Günlük ülke kültürleşme boyutunda millî kültür bir vakıâ/olgu olmakla birlikte, içinde iki ayrı yönü barındırır: mevlâna, bakî ve yavuz selim yönetici sınıfa; hacı bektaş, pir sultan, karacaoğlan ve şah ismail ise idare edilenler sınıfına hitap ederler. özetlersek kültür, doğa tarafından meydana getirilmiş olanlardan farklı olarak insan eliyle ortaya çıkmış olan şeylerin ve düşüncelerin bütünüdür. topluma yönelik değerlendirmeler
Defter yayında.
Kelimelerin gücüne inanan; yazdıklarını düzenli tutmak, paylaşmak ya da kendine saklamak isteyenler için yalın bir alan kurduk.
Okumayı, düşünmeyi ve üretmeyi seven herkes için...
Yeriniz hazır.