Yazma
3. Kadın: Binnaz
Binnaz, Bulgaristan’dan göç ederek İstanbul’a yerleşmiş bir ailenin üçüncü çocuğu olarak dünyaya gelmişti. Bir ağabeyi, bir de ablası vardı. Evlerinin içinde sevgi eksik değildi belki ama hayat, onlara daha küçük yaşta sorumlulukların ne demek olduğunu öğretmişti.
Annesi Hatice Hanım ağır romatizma hastasıydı. Günlerinin büyük bölümünü ağrılar içinde geçiriyor, evin işlerini ve çocukların bakımını gerektiği gibi üstlenemiyordu. Bu nedenle Binnaz’ı daha çok ablası Gülnaz büyütmüştü. Gülnaz, küçük kardeşinin saçlarını taramış, karnını doyurmuş, hastalandığında başında beklemişti. Binnaz için ablası yalnızca bir kardeş değil, biraz da anne gibiydi.
Binnaz, iyi yürekli, naif ve kimseyi kırmak istemeyen bir çocuktu.
Babası Selami Bey ise akciğer hastalığı nedeniyle uzun süre hastanede yatmış, sonunda çalışamayacak duruma gelerek malulen emekli olmuştu. Eve giren para azalınca ailenin geçimi iyice zorlaşmıştı. Ağabeyi ve Gülnaz çalışmaya başlayarak evin yükünü omuzlamışlardı.
Binnaz o sırada ilkokulu yeni bitirmişti.
Çocukluğu daha yeni başlamışken hayat onu çalışmaya mecbur bırakmıştı.
On üç yaşında bir çocuktu ama yaşıtlarından çok daha olgun görünüyordu. Hayatın ağır taraflarını erken öğrenmiş, yaşından önce büyümüştü. Üstelik bedeni de hızla gelişmiş, çocukluktan genç kızlığa doğru çabucak serpilmişti.
Bir konfeksiyon atölyesinde ortacı olarak çalışmaya başladı.
İlk günlerde yaptığı işlerin çoğu basitti. Kumaşları taşımak, çalışanlara yardımcı olmak, getir götür işleri yapmak... Binnaz bütün bunları hiç yüksünmeden yapıyordu. Çalışmayı seviyordu. En önemlisi de kazandığı paranın eve gidecek olması onu mutlu ediyordu.
Her aldığı ücret, hasta annesinin ilaçlarına, babasının ihtiyaçlarına, evin mutfağına biraz olsun katkı demekti.
Bir yıl böyle geçti.
Sonra patronu Hamdi Bey, Binnaz'ı ortacılık görevinden alıp makinenin başına geçirdi.
Binnaz kısa sürede işi öğrendi. Elinin çabukluğu ve dikkati patronunun da gözünden kaçmamıştı. Daha fazla sorumluluk alıyor, işini dikkatle yapıyordu. Maaşı da artmıştı.
Bu durum Binnaz'ın hoşuna gidiyordu.
Daha çok çalışıyor, daha çok kazanıyor ve ailesine daha fazla destek olabiliyordu.
İşler yoğunlaştığında mesaiye kalıyor, geç saatlere kadar çalışıyordu. Fazladan kazandığı her kuruşu eve götürmenin mutluluğunu yaşıyordu.
Bir akşam yine mesai vardı.
Atölyedeki diğer işçiler işlerini bitirip birer birer evlerine gitmişlerdi. Binnaz ise çalışmaya devam ediyordu.
Hamdi Bey bir ara yanına gelip:
— Sen biraz daha bekle. İşin bitince seni arabayla evine bırakırım, demişti.
Binnaz bunu bir iyilik olarak görmüştü.
Patronunun kendisine yardımcı olmak istemesinden başka bir anlam çıkarmamıştı.
Diğer işçiler gittikten sonra atölye sessizleşti. Binnaz işini bitirmeye çalışırken zaman ilerledi. Bir süre sonra Hamdi Bey onu odasına çağırdı.
Binnaz'ın içine tarifsiz bir huzursuzluk çöktü.
Yine de belli etmemeye çalışarak odaya girdi.
Hamdi Bey'in odasında üçlü bir koltuk vardı. Binnaz oturdu. Hamdi Bey de yanına gelip oturdu.
Sonra ona sarıldı.
Binnaz ne olduğunu anlamaya çalışırken o sarılmaların ardı arkası kesilmedi.
O gece Binnaz'ın çocukluğu sona erdi.
Yaşadığı korkunç olayı kimseye anlatamadı.
Ne annesine söyleyebildi, ne babasına...
Ne de kendisini büyüten ablasına.
İçine kapandı.
Eskiden konuşkan ve neşeli olan Binnaz'ın yüzündeki çocukça gülümseme yavaş yavaş kayboldu. Daha ürkek, daha sessiz bir kız oldu.
Ailesi onun sessizliğini yorgunluğuna verdi.
Binnaz'ın çok çalıştığını düşünüyorlardı. Bu yüzden evde ona daha fazla yük vermemeye çalışıyorlardı. Hasta annesi ve babası, farkında olmadan kızlarının içinde taşıdığı acının yanında hiçbir şeyin farkında değillerdi.
Oysa Binnaz'ın içinde her geçen gün biraz daha büyüyen bir korku vardı.
Ve o korkunç gece zaman zaman yeniden yaşanıyordu.
Binnaz her seferinde biraz daha içine kapanıyordu.
Hamdi Bey ise ona para veriyor, hediyeler alıyor, gönlünü hoş tutmaya çalışıyordu. Binnaz'ın kafası karışıktı. Yaşadığı şeyin adını koyabilecek kadar hayat tecrübesi yoktu.
Hamdi Bey ona sürekli güzel sözler söylüyordu.
Üstelik evli olmasına rağmen karısını hiç sevmediğini, onunla ailesinin zoruyla evlendiğini anlatıyordu.
— Biz zaten ayrı yaşıyoruz. Ben o kadını sevmiyorum. Boşanacağım. Sonra seninle evleneceğim.
Binnaz bu sözlere inanmıştı.
Belki de inanmak istiyordu.
Çünkü başka türlü yaşadıklarına bir anlam veremiyordu.
Aylar boyunca Hamdi Bey'in boşanacağına, kendisiyle evleneceğine inandı.
Ta ki o güne kadar...
Bir hafta sonu Binnaz, ablası Gülnaz'la birlikte pazara gitmişti. Ev için alışveriş yapıyor, tezgâhların arasında dolaşıyorlardı.
Binnaz'ın gözü bir anda kalabalığın içinde tanıdık bir yüze takıldı.
Hamdi Bey...
Ama yalnız değildi.
Yanında bir kadın vardı.
Hamdi Bey o kadınla gülüşerek alışveriş yapıyordu.
Binnaz olduğu yerde kaldı.
Kadına dikkatlice baktı.
İlk kez görüyordu.
Zarif, güzel bir kadındı.
Sonra Binnaz'ın gözleri kadının karnına takıldı.
Hamileydi.
Üstelik doğumu çok yakındı.
Binnaz'ın içinden bir şey koptu.
Hamdi Bey'in aylar boyunca söyledikleri kulaklarında yankılandı.
"Karımın yüzünü bile görmek istemiyorum..."
"Ayrı yaşıyoruz..."
"Onu sevmiyorum..."
"Seninle evleneceğim..."
Oysa şimdi karşısında karısıyla gülüşen bir adam vardı.
Üstelik karısı çocuğunu taşıyordu.
Binnaz'ın gözleri doldu.
Hamdi Bey de onu fark etmişti.
Bir an göz göze geldiler.
Hamdi Bey'in yüzündeki ifade değişti.
Telaşlandı.
Sonra başını çevirip hızlı adımlarla uzaklaşmaya başladı.
Binnaz onun arkasından bakarken artık her şeyi anlamıştı.
Belki de ilk kez gerçeği bütün çıplaklığıyla görmüştü.
Hamdi Bey onu sevmiyordu.
Onunla evlenmeyecekti.
Binnaz yalnızca kandırılmıştı.
O an kendi kendine bir karar verdi.
Hamdi Bey'den uzak duracaktı.
Ne pahasına olursa olsun...
Bir yuvanın yıkılmasına sebep olmayacaktı.
Hemen işinden ayrıldı.
Kendisine başka bir iş buldu ve orada çalışmaya başladı.
Fakat Hamdi Bey peşini bırakmadı.
Sabah işe giderken karşısına çıkıyor, akşam eve dönerken onu takip ediyor, sürekli tehdit ediyordu.
Binnaz korkmaya başlamıştı.
Bir gün dayanamayıp:
— Polise giderim, dedi.
Hamdi Bey'in cevabı ise korkunçtu.
— Seni de aileni de öldürürüm.
Binnaz'ın bütün cesareti kırıldı.
Polise gitmek istiyordu.
Ama gidemiyordu.
Annesi hastaydı.
Babası hastaydı.
Onların böyle bir olayın yükünü kaldırabileceğini düşünemiyordu.
Bir süre sonra işinden de ayrıldı.
Evde oturmaya başladı.
Ailesine yalnızca çok yorulduğunu söylüyordu.
Ama evin içinde bile huzur bulamıyordu.
Hamdi Bey artık her gün evlerinin önüne geliyor, Binnaz'a psikolojik baskı uyguluyordu.
Binnaz ne yapacağını bilemiyordu.
Kaçacak yeri yoktu.
Sığınacağı bir kapı yoktu.
Sonunda kendi kendine, onunla bir kez daha konuşmaya karar verdi.
Belki bu kez sakin bir şekilde anlatabilirse her şey bitecekti.
Belki Hamdi Bey artık peşini bırakacaktı.
Binnaz'ın başka çaresi kalmamıştı.
Bir gün karşısına dikilip kararlı bir sesle konuştu:
— Bu iş bitti. Bir daha beni rahatsız etme.
Hamdi Bey öfkelendi.
Binnaz ilk kez onun karşısında geri adım atmadı.
— Peşimi bırakmazsan karına gider, her şeyi anlatırım, dedi.
Bu söz, Hamdi Bey'in öfkesini kontrolden çıkardı.
Belindeki tabancayı çıkardı.
Binnaz ne olduğunu anlayamadan silah ona doğruldu.
Ardından iki el silah sesi duyuldu.
Binnaz yere yığıldı.
Çevreden insanlar koşarak gelmeye başladığında genç kız artık son nefeslerini veriyordu.
On üç yaşında çalışmaya başlayan, ailesine destek olabilmek için gecesini gündüzüne katan, kimseye kötülük düşünmeyen o naif kızın hayatı böylece sona erdi.
Binnaz'ın yapmaya çalıştığı tek şey, kendisini kandıran ve tehdit eden bir adamdan kurtulmak ve başka bir kadının yuvasını yıkmamaktı.
Ama onun iyi niyeti, karşısındaki adamın kötülüğünü durdurmaya yetmedi.
Hamdi Bey ise çevresinde toplanan insanları umursamadan arabasına binip oradan uzaklaştı.
Sanki hiçbir şey olmamış gibi...
Sanki az önce bir insanın hayatını elinden almamış gibi...
Sanki Binnaz hiç yaşamamış gibi...
Arabasıyla evine gitti.
Karısının ve doğmasını beklediği çocuğunun yanına...
Binnaz ise ardında yarım kalmış bir hayat, sessiz bir acı ve ailesinin yüreğinde ömür boyu kapanmayacak bir yara bırakarak toprağa verildi.
3.Kadın:BİNNAZ
Y
·
7 dk okuma
3.Kadın:BİNNAZ
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın.
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!